GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU
- gülce kayadan
- 15 Tem 2024
- 6 dakikada okunur
TCK 257- Görevi Kötüye Kullanma Suçu
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 257 inci maddesinde yer alan görevi kötüye kullanma suçun oluşabilmesi için kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi ya da görevinin gereklerini yapmakta ihmal ve gecikme göstermesi hali, artık suçun oluşumu için yeterli sayılmamakta, aynı zamanda bu davranışlar ile kişilerin mağduriyetine veya kamunun ekonomik bakımından zararına veya kişilere haksız menfaat sağlaması halllerinden en az birinin gerçekleşmesi gerekmektedir.
Bu sebeple sizler için en çok merak edilen konuları “görevi kötüye kullanma suçu, görevi kötüye kullanma görevi kötüye kullanma tck, görevi kötüye kullanma suçu zamanaşımı, görevi kötüye kullanma beraat kararları, görevi kötüye kullanma Yargıtay kararları, görevi kötüye kullanma savunma dilekçesi, soruşturma izni” vb. hususları aşağıda derledik.

İçerik Başlıkları
1-Görevi Kötüye Kullanma Suçu Tanımı
TCK madde 257-Görevi kötüye kullanma
Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
2-Görevi Kötüye Kullanma Suçu Maddi Unsurları
KORUNAN HUKUKİ DEĞER:
Kanun koyucu, görevi kötüye kullanma suçuyla ilgili olarak kamu görevlilerinin, görevlerinin gereklerine uygun olarak hareket ettikleri, bu görevleri dolayısıyla kendilerine tanınan yetkileri hukuken belirlenmiş sınırlar içinde kullandıkları konusunda toplumda hakim olan güven duygusunu korumayı amaçlamıştır.
Böylece, kamusal görevlerin önceden belirlenen kurallar ve uygulamalarla belirlenen disiplin ve düzene uygun bir şekilde yürütülmesi sağlanacak, aynı zamanda kamu idaresinin olumsuz davranışlar ve eylemlerle zarara uğraması önlenecektir.
Dolayısıyla bu suçların hukukî konusu, kamu görevlerinin düzenli, etkili ve sağlıklı biçimde yerine getirilerek kamuya ait menfaatler olacağı açıktır.
GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇUNUN UNSURLARI
Görevi kötüye kullanma suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 257 nci maddesinde iki fıkra halinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı Kanununun 257 inci maddesinin ilk fıkrasında, icrai bir hareketle görevin gereklerine aykırı davranılması ve ikinci fıkrasında ihmali bir hareketle görevin gereklerine aykırı davranılması hali yaptırım altına alınmıştır.
a-Fail:
Görevi kötüye kullanma suçu özgü suç olduğu için sadece kamu görevlileri tarafından işlenebilen bir suçtur.
b-Fiil:
Ceza hukukunda görevi kötüye kullanma suçunda kastedilen hareket, Kanunda suç olarak öngörülen neticeye yönelmiş olan harekettir. Diğer bir ifade ile hareket, insanın iradi olarak gerçekleştirdiği icrai ya da ihmali bir davranışıyla kanuni bir suç tipini ihlal etmesidir.
Görevi kötüye kullanma suçunda, hem icrai hem de ihmali harekete yer verilmiştir. Kanun koyucu madde metninde icrai ya da ihmali hareketlerden her hangi biriyle neticenin meydana gelmesini yeterli gördüğü için görevi kötüye kullanma suçunda, seçimlik bir suçun varlığından bahsedebilir.
Görevi kötüye kullanma suçun oluşumu için öncelikle fiilin, kamu görevlisinin görev alanına girmesi gerekmektedir. Eğer fiil, kamu görevlisinin görevi kapsamına girmiyor ise görevi kötüye kullanma suçu oluşmayacaktır.
Ancak Yargıtay’ın kamu görevlisinin yetkisi dışında gerçekleştirdiği eyleminde meslek etiği ilkelerine uymadığı gerekçesiyle görevini kötüye kullandığı sonucuna vardığı kararları da mevcuttur.
Yargıtay CGK 21.12.2010 tarih ve E.2010/217, K.2010/262 sayılı kararında,
“… Valisi olan sanığın can güvenliği sebebiyle taşıma ruhsatı almak için başvuruda bulunan kişilerin can güvenliklerinin tehlikede olduğu yönünde bir başvurularının bulunmamasına, bu konuda herhangi bir somut bilgi ve belgenin olmamasına ve Bayburt ilinde fiilen oturmadıklarını bilmesine karşın silah taşıma ruhsatı onayı vermesi eylemlerinde, takdir yetkisinin sınırlarını aşıp kendisine verilen yetkiyi kötüye kullandığının kabulü gerekir…”
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 28.09.2011 gün ve E.2011/6734, K.2011/16784 sayılı kararında,
“… isimli kişinin yaptığı inşaatın 4708 sayılı Kanun gereğince proje ve uygulama denetçiliği görevini üstelenen sanığın, söz konusu inşaatın projesinin yürürlükte bulunan imar planı koşullarına ve 3030 sayılı Kanun kapsamı dışında kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğine uygun olup olmadığını denetlememe biçimindeki eyleminin, TCK’un 257/1. maddesinde öngörülen "kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına" neden olup olmadığı, ya da "kişilere menfaat" sağlayıp sağlamadığı yöntemince değerlendirilip tartışılmadan, "davaya konu hususların imar mevzuatındaki karmaşadan kaynaklandığından ve sanıkta suç kastı bulunmadığından" söz edilerek eksik inceleme ve yasal olmayan gerekçelerle beraat kararı verilmesi, kanuna aykırıdır…”
c-Netice:
Görevin gereklerine aykırı davranışın belli koşulları taşıması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçunun oluşturabileceği kabul edilmiştir. Buna göre, kamu görevinin gereklerine aykırı davranışın, kişilerin mağduriyeti ile sonuçlanmış olması veya kamunun ekonomik bakımdan zararına neden olması ya da kişilere haksız bir kazanç sağlamış olması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçu oluşabilecektir.
Yargıtay CGK E.2005/110, K.2005/159 sayılı kararında,
“…5237 sayılı Yasanın 257. maddesinin birinci fıkrasında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçu kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi ve bu aykırı davranış nedeniyle kişilerin mağduriyeti, kamunun zararına neden olması ya da kişilere haksız kazanç sağlaması ile oluşur. 765 sayılı Yasanın 230. maddesindeki suçun oluşumu için norma aykırı davranış yeterli iken; 5237 sayılı Yasanın 257. maddesindeki suçun oluşabilmesi için norma aykırı davranış yetmemekte; bu davranış nedeniyle, “kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir kazanç sağlanması” gerekmektedir. 765 sayılı Yasanın 230. maddesinde tehlike suçu olarak düzenlenen bu suç, 5237 sayılı Yasada zarar suçu haline getirilmiş bulunmaktadır…”
3-Görevi Kötüye Kullanma Suçu Manevi Unsur
Görevi kötüye kullanma suçu, kasten işlenebilen suçlardandır. Suçu oluşturan hareketin, gecikme veya ihmalin mutlaka bilinçli ve iradi yapılması gerekmektedir. Görevi kötüye kullanma suçunun manevi unsurunu, görevin gereklerine aykırı hareketi veya görevin gereklerini yapmakta ihmal ve gecikme gösterme eylemini, sonuçlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirme olarak tanımlanabilir.
Türk Ceza Kanununda görevi kötüye kullanma suçun oluşumu için failin kasten hareket etmesi yeterli görülmüş, belli bir maksat veya saikle hareket edip etmediği gibi bir neden aranmamıştır.
Yargıtay CGK 03.07.2012 tarih ve 2011/4. MD-450, 2012/256 sayılı kararında,
“…TCK’nın 257. maddesinin 2. fıkrasında kamu görevlisinin, yapmakla görevli olduğu işi yapmaması veya yasaya göre yapılması gereken biçimde yerine getirmemesi ya da geciktirmesinin suç olarak sayılmış olması nedeniyle, bu suçun kasten işlenebilen suçlardan olduğu ve bu sebeple de oluşması için kamu görevlisinin görevini bilerek ve isteyerek ihmal etmesi veya geciktirmesi gerektiği cihetle dosya kapsamına, sanığın aksi kanıtlanamayan savunmasına göre görev yaptığı süreç içerisinde takip ettiği bir adet hukuk davasında ücretini yatırmaması nedeniyle keşfe gidilmemesine ve takip etmemesi nedeniyle de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine sebebiyet vermesi şeklindeki eyleminde ihmal kastıyla hareket ettiğine dair yeterli delil bulunmadığından…”
“Görevin Gereklerini Yapmakta İhmal” kavramı, kamu görevlisinin hukuk düzeni tarafından yapılması kendisinden istenen, görev gereği yapmak zorunda olduğu bir işi yapmamasını, böyle bir görevi yerine getirmemesini, savsamasını ifade eder.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 14.02.2012 tarih ve E.2011/3195, K.2012/2667 sayılı kararında,
“…Suç tarihinde katılanın üç yaşındaki oğlunun rahatsızlanarak gece 24.00 sularında... Devlet Hastanesi acil servisine getirildiği, icapçı nöbetçi doktor ile telefonda görüşülerek tedavi uygulandığı, ilerleyen saatlerde çocuğun durumunun kötüleşmesi üzerine hastanede çocuk yoğun bakım servisi olmaması nedeniyle çocuk servisinde görevli hemşire tarafından genel yoğun bakım servisine götürüldüğü ancak burada boş yer olmaması nedeniyle tekrar çocuk servisine getirildiği, çocuğun solunumunun durması üzerine sabahleyin tekrar aranan sanığın hastaneye gelerek çocuğu... Numune ve Araştırma Hastanesi'ne sevk ettiği menenjit teşhisi konulan çocuğun sevk edildiği hastanede hayatını kaybettiği ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre tedaviyi evinden yönlendirmesinin görev gereğine aykırılık teşkil etmekle birlikte zamanında otopsi yapılmamış olduğundan eyleminin ölümle illiyet bağının olup olmadığının saptanamayacağının da belirtildiği olayda; Devlet Hastanesinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı olarak görev yapan ve olay tarihinde icapçı hekim olan sanığın, acil servise getirilen ağır hasta çocuğun durumunun kendisine bildirilmesi üzerine hastaneye gelip hastayı görerek değerlendirmesi ve tedavisini düzenlemesi, gerekirse başka hastaneye şevkini sağlaması gerekirken evinden telefonla talimat vererek görevin gereklerine aykırı davranmak suretiyle mağduriyete sebebiyet verme eyleminin ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu…”
“Görevin Gereklerini Yapmakta Gecikme Gösterme” kavramı, kamu görevlisinin hukuk düzeni tarafından yapılması kendisinden istenen, görevi gereği yapmak zorunda olduğu bir işi geç yapmasını, yani yapılması gereken zaman geçtikten sonra yapmasını ifade eder. Görevin gereklerini yapmakta gecikme göstermenin bu suçu oluşturması için, o işin yapılması yönünden belirlenen sürenin geçmesinden sonra yapılması gerekir. Bu süre, Kanunla veya idari düzenlemelerle belirlenmiş olabileceği gibi somut olayın gereklerinden de kaynaklanabilir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 26.05.2009 tarih ve E.2007/7545, K.2009/10187 sayılı kararında,
“…Belediye başkanı sanığın, belde sınırları içinde kaçak ve ruhsatsız inşaat yapıldığını öğrendiği halde, katılanın şikâyetine kadar idari ve cezai yaptırım yollarına başvurmayarak anılan inşaatların tamamlanmasına ve kaçak inşaat sahiplerinin haksız kazanç sağlamalarına neden olması karşısında, yüklenen görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun oluştuğu gözetilmelidir…”
4-Görevi Kötüye Kullanma Suçu Zamanaşımı
Görevi kötüye kullanma suçu için soruşturma başlatılabilmesi için öncelikle "4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun" hükümlerine göre izin prosedürü işletirmelidir. Bu suç için soruşturma ve kovuşturma yapılması şikayete bağlı değildir. 8 yıllık bir dava zaman aşımı süresi söz konusudur.
5-Görevi Kötüye Kullanma Suçu Etkin Pişmanlık
Etkin pişmanlık indiriminin uygulanabilmesi için Türk Ceza kanununda açıkça öngörülmesi gereklidir. Bu suç tipinde etkin pişmanlık hükümleri TCK‘da düzenlenmediği için etkin pişmanlık hükümleri kapsamında ceza indirimi yapılması mümkün değildir.
6-Görevi Kötüye Kullanma Suçu HAGB
Hükmün Açılanmasının Geri Bırakılması kararı için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması, bir suç daha işlemeyeceği yönünde mahkemede bir kanaat oluşturması ve zararın giderilmesi gerekir.
HAGB kararı ile sanık, 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur ve denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde mahkeme hükmü açıklar.
7-Görevi Kötüye Kullanma Suçu Yargıtay Kararları
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 25.01.2010 gün ve E.2009/16038, K.2010/546 sayılı kararında,
“…442 sayılı Köy Kanunu’nun 36. maddesi hükümleri uyarınca, köy muhtarlarının mahkemelerden gönderilen ihzar müzekkerelerinin yerine getirilmesi konusunda doğrudan bir görevi bulunmayıp, yükümlülükleri, bu hususta jandarmaya yardımcı olmaktan ibaret olup; jandarma görevlilerinin… isimli şahısların tanık olarak dinlenmek üzere mahkemede hazır bulundurulmalarına ilişkin ihzar müzekkeresinin gereğini yöntemince uygulamak yerine telefonla tanıkların muhtar tarafından hazır edilmesini istediklerinin ve sanık köy muhtarının da adı geçenlere karakola gitmeleri gerektiğini haber verdiğinin anlaşılması karşısında, sanık bakımından görevi kötüye kullanma suçunun yasal öğelerinin oluşmadığı gözetilerek beraatına hükmolunması gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile hükümlülük kararı kurulması…”
Commentaires